Avrupa Futbolunda “Fransız Devrimi” Mi?
Published On July 27, 2013 » 78 Views» By Dogukan » Araştırma ve İnceleme, Ekonomi ve Yönetim, Futbolcular, Sporcular

psg-monaco

1993 yılının Mayıs ayında Marsilya “Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası” ismi ile bilinen, o yıl itibari ile de ilk “Şampiyonlar Ligi” olarak anılmaya başlanan turnuvada, hem de o yılların önemli bir Avrupa gücü olarak  şampiyonluğa ulaştığında kimilerine göre Futbolda bir “Fransız Devrimi” yaşanmıştı.

Ardından 5 yıl sonra kendi ülkelerinde elde ettikleri Dünya Kupası şampiyonluğu Fransızların Avrupa ve dünya futbolundaki ağırlığını arttırmıştı. İki yıl sonrasında da Fransa, etkili bir jenerasyon ile Avrupa’nın şampiyonu olmayı başarmıştı.

Ancak 2000 sonrası, 2006’daki Dünya Kupası finalini bir kenara bırakacak olursak, Fransa’nın milli takım bazında bir başarısı olmadığı gibi bir jenerasyon yaratma konusunda da ciddi sıkıntılar yaşandı; bilhassa Zinedine Zidane gibi bir orta saha yöneticisinin yetişmemesi, çoğunlukla Afrika kökenli oyunculardan oluşan ekipler ve milli takım teknik direktörü konusunda ego sorunu yaşayan ve oyuncularla ilişkileri kötü olan kişilerin seçilmesi Fransa’nın milli takımlar düzeyinde gün be gün gerilemesine neden olmuştu.

Her ne kadar Marsilya sonrası Avrupa’da çok fazla kulüp bazında başarı elde edememiş olsalar da 2000’lerin başından 2008’e kadar Fransa’nın bayrağında Avrupa’da mümkün olduğunca yukarılara taşımaya çalışan tek takım da Lyon’du.

Bugün ise Fransız futbolunda, en azından kulüpler bazında bir uyanış olduğunu söylemek mümkün. Milli takım düzeyinde yeni ve başarılı, yeni bir jenerasyonun hazırlıkları tamamlanma aşamasında gelse de, asıl yük Fransız kulüplerinin üzerinde.

Ne ilginçtir ki bu süreçte kulüpleri oluşturan taşıyanlar ise “Fransız” değil; onlar Fransa’daki sürece tamamı ile Fransız ancak dünya futboluna karşı asla değiller. Geçtiğimiz sezon Fransa’da yıllar sonra şampiyonluğa erişen ve Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona’ya ecel terleri döktüren PSG’nin yanına bu sezon Monaco da eklenecek. Peki devrim bunun neresinde?

Bunu anlamak aslında o kadar da zor değil. Fransa geçmişte çok fazla para harcanan ve düzenli olarak futbolu zirvesi için savaşan bir ülke değildi ve bundan dolayı da kulüp ve milli takım seviyesinde Fransa sürekli kafaya oynayan bir futbol ülkesi olamadı. ‘90’ların hemen başında Bernard Tapie’nin ciddi bir bütçe ile kurduğu Marsilya, ondan uzun yıllar sonra hem sportif hem de ticari anlamda büyük ilerleme kaydeden, 2002-2008 yılları arasında 7 kez üst üste Fransa şampiyonu olan ve Başkan Jean-Michel Aulas önderliğinde kurulan Lyon haricinde dönemsel bir sıçramam yapan ve kadrosunda Nicolas Anelka, Patrice Loko, Rai ve Marco Simone gibi yıldızları barındıran PSG hariç Fransa’nın dünya futbolunda sürekli olarak sesini duyuracak takımları olmadı.

Ancak PSG’nin %70 hissesinin Qatar Investment Authority tarafından satın alınarak kulübün başına eski tenis oyuncusu ve bugünün spor yatırımcısı Nasser Al-Khelaifi’nin getirilmesi; Monaco’nun da zengin Rus yatırımcı Dmitriy Ribolovlev’in himayesine geçmesi ile Fransız futbolunun ekonomik duruşu fazlası ile değişti. Son olarak Monaco’nun Radamel Falcao, João Moutinho ve James Rodríguez trasnferleri ile son 3 yılda yaptığı transferlerinin yanına bu yaz Falcao’yu transfer eden PSG’nin dünya futbolunda farklı bir yere geldikleri söylemek mümkün.

Kadro yapısı açısından her iki takım da şu an içi korkutucu bir seviyedeler ve her iki takımın da bu sene Ligue 1 için, PSG’nin ayrıca Avrupa Kupaları için önemli şekilde favorilerden biri olduğunu belirtmekte fayda var. dahası, PSG’nin artan ivmesi, Monaco’nun iddialı bir kadro kurmuş olması, Fransa’daki bazı taraftar gruplarının, kulüplerinin yabancı yatırımcılar tarafından satın alınması konusunda istek belirtmesine sebebiyet verdi. Bunların arasında Marsilya taraftarının da, az sayıda olsa dahi bulunduğunu söylemek mümkün.

Şu an kurulan kadroları ile PSG ve Monaco Ligue 1’i forse etme konusunda sorun yaşamayacaklar. Aynı zamanda PSG bir Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek. Eğer ki Monaco bu sene zirve hedefini bir şekilde tutturabilirse belki de PSG ile bir sonraki sezon Fransa’nın Avrupa’daki en önemli temsilcileri olacaklar. Bu da Lyon’un ardından Avrupa futbolunda Real Madrid ve Barcelona gibi takımları bile yerinden edebilmelerine olanak sağlayacak. Bu yüzden yaşadığımız şu günler, gelecekte olacak bir devrimin ayak sesleri olabilir.

Kaynak: Back Page Football

Share this post
Tags

About The Author

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>